• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/okuling1
   
Kelime Oyunları
Üyelik Girişi

41 bin 654 öğretmen fazlası, 153 bin 640 öğretmen ihtiyacı!

Türk Eğitim Derneğinin düşünce kuruluşu TEDMEM'in '2018 Eğitim Değerlendirme Raporu'na göre, Türkiye genelinde 41 bin 654 öğretmen fazlası varken 153 bin 640 öğretmen ihtiyacı var.

Türk Eğitim Derneğinin düşünce kuruluşu TEDMEM'in '2018 Eğitim Değerlendirme Raporu'na göre, Türkiye genelinde 41 bin 654 öğretmen fazlası varken 153 bin 640 öğretmen ihtiyacı var.

Söz konusu raporda öğretmen yetiştirmedeki arztalep dengesizliğinin ötesinde bölgeler bazında da dengenin kurulamadığına işaret edilmektedir. Bazı bölgelerde önemli sayıda öğretmen fazlası bulunurken, bazı bölgelerde öğretmen ihtiyacı yaşandığı, kimi bölgelerde ise hem öğretmen fazlasının hem de öğretmen ihtiyacının birlikte söz konusu olduğu ortaya konmaktadır.

Öğretmen Yetiştirmede Arz-Talep Dengesi 2018 yılında öğretmenleri odağına alan düzenlemeleri ve gelişmeleri değerlendirmeden önce eğitim sisteminin öğretmenlerle ilgili boyutunu anlamaya yardımcı olacak verileri hatırlamakta fayda olduğu düşünülmektedir:

 2018 yılı itibariyle ülkemizde 96 Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültesi bulunmaktadır.

 2018 yılında Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerine lisans düzeyinde yeni kayıt olan öğrenci sayısı 46 bin 651’dir.  2018 yılında Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören öğrenci sayısı 217 bin 645’tir.

 2018 yılında öğretmen olarak atanabilmek amacıyla KPSS-Eğitim Bilimleri testine başvuranların sayısı 440 bin 311’dir.

 2018 yılında toplam 25 bin 577 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir.

 

Ayrıca, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı kontenjanlarının belirlenmesi üniversitelere bırakıldığından bu yana bu eğitimleri alan kişi sayıları net olarak bilinmemekte, her yıl 50 binin üzerinde kişinin bu eğitimleri aldığı tahmin edilmektedir. Bu verileri daha sağlıklı yorumlayabilmek için son 10 yılda gerçekleştirilen öğretmen ataması sayıları ve KPSS - Eğitim Bilimleri testine giren aday sayılarına Şekil 2.1’de yer verilmiştir.

2013 yılında Eğitim Bilimleri testine giren aday sayısı 252 bin 741 iken izleyen yıllarda bu sayı hızla artmış ve 2018 yılında 416 bin 485’e ulaşmıştır. Öncesinde 40 bin-55 bin aralığında değişen yıllık öğretmen ataması sayıları ise 2016 yılından sonra 20 bin-25 bin aralığına düşmüştür. Bununla birlikte Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından 26 Kasım 2018 tarihinde cevaplanan soru önergesinde “Türkiye geneli resmi eğitim kurumlarında alanlar bazındaki öğretmen ihtiyacı 97 bin 31’dir” ifadesine yer verilmiştir. Bu ihtiyaç; önceki atama bantlarına erişilirse iki yılda, 25 bin bandında devam edilirse dört yılda kapatılacak bir ihtiyaçtır. Sonrasında ise emeklilik, ölüm, istifa gibi çeşitli nedenlerle Bakanlık kadrolarından ayrılan öğretmenler yerine atama yapılabilecektir. 2018 yılında Bakanlık kadrolarından ayrılan öğretmen sayısının 8 bin 982 olduğu düşünüldüğünde (MEB, 2019a), kısa vadede öğretmen ihtiyacı oldukça sınırlı hale gelecektir. Özetle; her yıl öğretmen olarak atanabilmek için bekleyenlere on binlercesi eklenmeye devam etmekle birlikte, hali hazırda sadece Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adayı sayısı ifade edilen ihtiyacın çok üzerindedir.

 

Her yıl öğretmen olarak atanabilmek için sınava giren aday sayısı, yıl bazında gerçekleştirilen atama sayıları ve öğretmen ihtiyacına yönelik yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, öğretmen yetiştirme ve atama yaklaşımımızın değişmesinin aciliyeti açıkça görülmektedir.

 

Mevcut Öğretmen Kadrolarının Etkin Kullanılamaması

 

Öğretmen yetiştirmede arz-talep arasındaki dengesizlik, Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’nda yer alan verilerle birlikte incelendiğinde sorunun düzlemi başka bir noktaya taşınmaktadır. Söz konusu raporda öğretmen yetiştirmedeki arztalep dengesizliğinin ötesinde bölgeler bazında da dengenin kurulamadığına işaret edilmektedir. Bazı bölgelerde önemli sayıda öğretmen fazlası bulunurken, bazı bölgelerde öğretmen ihtiyacı yaşandığı, kimi bölgelerde ise hem öğretmen fazlasının hem de öğretmen ihtiyacının birlikte söz konusu olduğu ortaya konmaktadır (Tablo 2.10).

Her yıl öğretmen olarak atanabilmek için sınava giren aday sayısı, yıl bazında gerçekleştirilen atama sayıları ve öğretmen ihtiyacına yönelik yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, öğretmen yetiştirme ve atama yaklaşımımızın değişmesinin aciliyeti açıkça görülmektedir.

 

Öğretmen ihtiyacı ve fazlasına yönelik dengesizliklerde en çarpıcı örneklere büyükşehirlerde rastlanmaktadır. Örneğin Ankara’da mevcut öğretmen sayısı (53 bin 606), norm kadro sayısından (53 bin 36) fazladır ve 5 bin 739 öğretmen fazlası vardır. Buna rağmen ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı 5 bin 169’dur. Benzer şekilde Eskişehir, Malatya ve Samsun’da da hem norm kadrodan daha fazla sayıda öğretmen, hem de öğretmen açığı bulunmaktadır. Tabloda yer alan tüm illerde hem öğretmen ihtiyacının hem norm kadro fazlasının bir arada olduğu görülmektedir. Örneğin İzmir’de 3 bin 432 öğretmene ihtiyaç varken 2 bin 343 öğretmen norm fazlasıdır. Benzer şekilde, Konya’da 3 bin 879 öğretmene ihtiyaç varken bin 635 öğretmen norm fazlası olarak görev yapmaktadır. Ülke genelinde ise 153 bin 640 öğretmen ihtiyacı bulunurken norm kadro fazlası öğretmen sayısı 41 bin 654’tür.

 

Ankara’da mevcut öğretmen sayısı (53 bin 606), norm kadro sayısından (53 bin 36) fazladır ve 5 bin 739 öğretmen fazlası vardır. Buna rağmen ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı 5 bin 169’dur.

 

Öğretmen ihtiyacı ve fazlasına yönelik dengesizlikler sadece büyükşehirlerde değil, ilçelerde dahi gözlenebilmektedir. Örneğin Aydın’ın Efeler, Balıkesir’in Karesi, Eskişehir’in Odunpazarı ilçelerinde ilçe genelindeki öğretmen fazlası öğretmen ihtiyacının iki katından daha fazladır.

 

T.C. Sayıştay Başkanlığı bu verilerden hareketle “Ortaya konan farklar, öğretmen kaynağının ihtiyaç odaklı olarak dengeli şekilde değerlendirilmediğini, çok sayıda öğretmen atıl kalırken, birçok bölgede öğretmen ihtiyacının karşılanamadığını, dolayısıyla hem kaynak israfına sebebiyet verildiğini, hem de ülkemizin geleceğinin şekillenmesinde en önemli etken olan eğitim hizmetinin etkin şekilde sunulmadığını göstermektedir” cümlesiyle problem tanımı yapmıştır.

 

Millî Eğitim Bakanlığı kamu idaresi cevabında “bölgesel dengenin sağlanmaması nedeniyle mevcut kadroların etkin kullanılamamasının temel gerekçeleri olarak” aşağıdaki maddeleri sıralamıştır:

 Eş durumu nedeniyle yapılan norm dışı atamalar,

 Anayasanın 41. maddesi (aile birliği) gerekçe gösterilerek idari yargıda açılan dava sonucu yapılan atamalar,

 Sağlık, can güvenliği vb. nedenlerle idari yargıda açılan davalar sonucu yapılan atamalar,

 Fazlalık olan il/ilçeden istekleri dışında farklı bir ilçeye gönderilen öğretmenler tarafından açılan davalar sonucu yapılan atamalar.

 

T.C. Sayıştay Başkanlığı söz konusu verileri ve Millî Eğitim Bakanlığının cevabını da göz önünde bulundurarak “Öğretmen kadrolarındaki dengesiz dağılım tümüyle eş durumu ve yargı kararları nedeniyle oluşmadığı gibi, bu nedenler de birçok bölgede öğretmen ihtiyacı bulunurken, çok sayıda öğretmenin fiilen görev ifa etme imkanı bulunmayan yerlere atanmasına gerekçe oluşturamaz.” sonucuna ulaşmıştır. Kalıcı çözüm üretme gerekliliğine vurgu yapan T.C. Sayıştay Başkanlığı, “öğretmen dağılımındaki dengesizlikleri ortadan kaldıracak bir atama ve yer değiştirme sistemi geliştirilmesi gerektiğini” ifade etmiştir.

 

Sonuç olarak; Öğretmen arz ve talebine ilişkin veriler öğretmen seçme ve yetiştirme yöntemlerimizde değişiklik yapılması gerekliliğine işaret ederken, mevcut kadroların etkin kullanılamadığını ortaya koyan veriler öğretmen atama ve yer değiştirme sisteminde değişiklik yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

 

Ülkemizde öğretmen yetiştiren lisans programlarına öğrenci seçimi üniversiteye öğrenci seçme ve kabulünden farklı değildir. Pedagojik formasyon eğitimi sertifika programları ise çoğunlukla hayat boyu öğrenme kapsamında ele alınmakta ve kontenjanları YÖK tarafından sınırlandırılmamaktadır. Böylelikle ihtiyaçtan bağımsız, çok sayıda öğretmen adayının öğretmen olmanın gerektirdiği eğitimleri almaları sağlanıp ardından istihdam sürecinde bir eleme yöntemi işletilmektedir. Bu aşamada kullanılan araçlar ise KPSS ve sözlü sınavdan oluşmaktadır. Öğretmen adayları bu araçlardan aldıkları puana göre sıralanmakta ve sıralamada kontenjan sınırları içinde kalanlar adaylık sürecine başlamaya hak kazanmaktadır. İzlenen bu yöntemde öğretmenlik eğitimi almış bireylerin bir kısmını büyük bir belirsizlik beklemekte ve öğretmenlik eğitimi alıp mesleğe seçilemeyen öğretmenlerin istihdamı toplumsal bir soruna dönüşebilmektedir (TEDMEM, 2018a).

Mezunlarının istihdam edilebilirlik olasılığı yıllar içinde sürekli düşüş gösteren öğretmen yetiştirme programlarına yerleştirilen öğrencilerin giriş sıralamalarındaki yüzdelik dilimleri de sürekli olarak düşüş göstermiştir. Bunun en önemli göstergesi 2018 yılında üniversite yerleştirmelerinde öğretmenlik programları için 240 bin olan başarı sıralamasının 300 bine genişletilmesidir (YÖK, 2018a). Bu durum özellikle bazı branşlarda öğretmenlik mesleğinin geleceği ve dolayısıyla orta ve uzun vadede üniversite öncesi eğitimin kalitesi açısından kalıcı sorunların oluşmasına neden olacaktır (TEDMEM, 2018b).

 

Ülkemizde benimsenen öğretmen seçme ve yetiştirme süreci ihtiyaçlarımızla uyumlu olmadığı gibi sürdürülebilir de değildir. Bu süreç, aşağıdaki hususlar dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmelidir (TEDMEM, 2018b):

 Öğretmen yetiştiren programların kontenjanlarının öğretmen ihtiyacı ile uyumlu bir şekilde sınırlandırılması

 Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika programlarının sadece öğretmen yetiştirmek üzere açılmış yükseköğretim programı bulunmayan alanlarda öğretmen ihtiyacının karşılanması ile öğretmen yetiştirme lisans programları tarafından karşılanamayan sayıda öğretmen ihtiyacının giderilmesi amacıyla açılması

 Öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarına öğrenci kabulünün üniversiteye öğrenci seçme ve kabulünden farklılaştırılması; yetenek, yetkinlik, beceri ile insana ve öğrenmeye yönelik tutumların çoklu yöntem ve araçlarla değerlendirilmesine dayalı bir seçme ve yerleştirme gerçekleştirilmesi

 

Öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarına öğrenci kabulü, üniversiteye öğrenci seçme ve kabulünden farklılaştırılmalıdır.

 

Öğretmen atama ve yer değiştirme sisteminde ise problem tanımlarından hareketle daha teknik düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye’de 2016 yılından beri tüm öğretmenler sözleşmeli olarak istihdam edilmekte, dördüncü yılın sonunda performans değerlendirmelerinde başarılı olmaları ve okullarında iki yıl daha görev yapmayı kabul etmeleri halinde kadrolu öğretmenlik statüsüne geçme hakkı kazanmaktadır. Bu istihdam yöntemi ile sözleşmeli öğretmenlerin 6 yıl boyunca atandıkları kurumlardan ayrılmamaları sağlanmaya çalışılmakta; bölgeler ve kurumlar arası nitelik farkının giderilmesi hedeflenmektedir. 2023 Eğitim Vizyonu belgesiyle bu sürenin 3+1 olarak tanımlanacağı ifade edilmiş, henüz yasal bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, sözleşmeli öğretmen istihdamında tek sorun görev süresiyle ilgili değildir. Temel hedefin dezavantajlı bölgelerde yaşanan öğretmen sirkülasyonunun eğitim-öğretim süreçlerini olumsuz etkilemesinin önüne geçmek olarak belirlendiği sözleşmeli öğretmen atamalarında, hedefle uyumlu olarak 2018 yılında en çok Şanlıurfa, Van, Şırnak ve Ağrı illerine atama yapılmıştır (ERG, 2018). Böylece ülke genelinde %89,72 olan norm kadro doluluk oranına benzer şekilde Doğu Anadolu’da da norm kadro doluluk oranı %89,16 olmuştur. Ancak, konunun bir de bu yöntemle atanan öğretmenlere yansıyan boyutu bulunmaktadır. Hiçbir öğrencinin öğretmensiz bırakılmaması için önlemler alınması gerektiği ortadadır ancak bu önlemlerin öğretmene gerginlik, stres, motivasyon düşüklüğü ya da mecburen katlanılan şartlar olarak yansımaması gerekir (TEDMEM, 2018a). Bu durumda olan ve mecburiyet yüzünden “gün dolduran” öğretmenlerin görevlerini etkili ve verimli yapmaları da beklenemez. Bu sebeple bu bölgelerde çalışmayı özendirici hizmet puanı, konut desteği, lojman, ek ücret düzenlemeleri gibi teşvikler geliştirilmelidir.

 

Öğretmen yer değiştirmeleri ise eş durumu, aile birliği vs. gibi nedenlerle “mazeret” temelli ilerlediği için konunun MEB ile sınırlı tutulmaması ve devlet personel politikaları bütünlüğü içinde ele alınması gerekmektedir.

Kaynak:egitimajansi


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret312388